TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ UYGULAMASI
VE ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN DURUMU
Kadir Arslan*
- Giriş
Bilindiği üzere ticari hayatın devamı ve yatırım ortamının sağlıklı bir şekilde idamesi için şirketler ve işletmeler her dönemde finansmana ihtiyaç duymaktadırlar. Ticari hayatın aktörlerine finansman sağlayan kurum ve kuruluşlar açısından ise finansman sağlamanın birinci kuralı sağlanan finansmanın yeterli şekilde teminat altına alınmasıdır. Uygulamada finansman kurumlarının teminat konusunda şahsi teminatlar yerine daha güvenli ve etkili kabul edilen ayni teminatlara diğer bir ifade ile rehne yöneldikleri görülmektedir.
Ancak özellikle taşınırlar açısından rehnin makul bir teminat teşkil etmesi bazı özel düzenlemeler gerektirmektedir. Zira Türk Medeni Kanunu md. 939 vd. hükümlerinde düzenlenen taşınır rehnindeki genel kural rehin konusu eşyanın alacaklıya teslim edilmesi ya da borçlunun zilyetliğinden çıkarılmasıdır. Ancak şirketler ve işletmeler açısından çoğu zaman rehnedilebilecek malvarlıklarının kendi zilyetliklerinde bulunması ticari hayatlarına devam edebilmeleri için elzemdir. Bu durumda da Türk Medeni Kanunu’nda yer alan genel düzenlemelerin dışına çıkılarak teslim esası yerine tescil sisteminin kullanılması gerekmektedir1.
Bu kapsamda ticari hayatın gereklilikleri kanun koyucu tarafından da dikkate alınmış ve ilk olarak 28.07.1971 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu (“TİRK”) ile birlikte teslimsiz taşınır rehni hukukumuza girmiştir. Akabinde özellikle kobilerin de teslimsiz taşınır rehnini kullanabilmelerinin önünü açmak ve uygulamayı yaygınlaştırmak amacıyla 28.10.2016 tarihli Resmi Gazete’de 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (“TİTRK”) yayınlanmış ve TİRK uygulamasına son verilmiştir.
Gerek TİRK, gerekse TİTRK ve ikincil mevzuatı pek çok hususta doktrinde eleştirilere maruz kalmıştır. Biz de bu çalışmamızda rehinli varlıklar üzerinde hak iktisap eden üçüncü kişilerin durumu açısından meseleyi inceleyecek ve hem TİRK dönemi hem de TİTRK döneminde bu husustaki düzenlemeleri ve doktrindeki yorumları derlemeye çalışacağız.
* Avukat (İstanbul Barosu – 43889), Arabulucu (10871), Türk Alman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Doktora Programı Öğrencisi. Orcid numarası: 0000-0002-4002-386X.
1 Ali Bozer / Celal Göle, Ticari işletme Hukuku, Dördüncü Bası, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 2017, s.29-30
- Genel Olarak Teslimsiz Taşınır Rehni
Giriş kısmında değindiğimiz üzere taşınır rehninde genel kural Türk Medeni Kanunu’nda düzenlediği üzere rehne konu taşınır malın alacaklıya teslim edilmesi ve borcun ifa edilmemesi durumunda alacaklının zilyetliğinde bulunan taşınır malı paraya çevirterek alacağını tahsil etmesidir. Buna karşın gerek ticari işletme rehni, gerekse ticari işlemlerde taşınır rehni, taşınır varlıklar2üzerinde zilyetliği devretmeden kurulabilen özel bir rehin türüdür. Buradaki genel amaç, rehin verenin üzerinde rehin tesis edilecek olan taşınır varlığını ticari işletmesi için kullanmaya devam etmesi, bu sayede hem finansman ihtiyacını sağlaması hem de ticari hayatını ve faaliyetlerini sürdürebilmesidir. Ancak bu durumda da rehin alacaklısının korunması ihtiyacı ortaya çıkmış ve bu tür rehin sözleşmelerinin özel bir sicile kaydedilmesi gereksinimi doğmuştur.
- Rehin Sicili
TİRK döneminde ticari işletmenin rehninde sicil görevini rehin verenin bağlı bulunduğu ticaret veya esnaf ve sanatkâr sicili üstlenmekteydi (TİRK md. 5/1). TİTRK döneminde ise kanun metninde bu hususta kesin bir hükme yer verilmeyerek madde 8’de taşınır rehni için sicil kurma yetkisi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na3verilmiştir. Bu kapsamda Bakanlık ile Türkiye Noterler Birliği arasında imzalanan 23.12.2016 tarihinde protokol uyarınca taşınır rehinlerinde sicil merkezi olarak Türkiye Noterler Birliğinin görev yapmasına ve rehin sözleşmesi işlemlerinin noterliklerce yürütülmesine karar verilmiştir4. Anılan protokol çerçevesinde Türkiye Noterler Birliği tarafından Tares olarak adlandırılan Taşınır Rehin Sicili kurularak faaliyete geçirilmiştir.
Görüleceği üzere TİRK döneminde ticaret veya esnaf ve sanatkârlar sicilince tutulan rehin sicilleri, TİTRK döneminde Türkiye Noterler Birliği’nin yönetimi altında noterliklerce
2 Kanun lafzına uygun olarak taşınır eşya yerine taşınır varlık ibaresi kullanılmasının sebebi, TİTRK uyarınca üzerinde rehin kurulabilen unsurların pek çoğunun eşya sıfatına haiz olmayan alacak hakkı, fikri mülkiyet hakları, kira gelirleri, kiracılık hakkı, lisans, ruhsat, kazanç ve iratlar gibi varlıklar olmasıdır. Alper Uyumaz/Mehmet Cemil Türk, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Üzerine Düşünceler, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Aralık 2019, Cilt 25, Sayı 2, s. 1421.
3 Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı birleştirilerek; 10 Temmuz 2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Ticaret Bakanlığı kurulmuştur.
4 Konuyla ilgili 2016-195 sayılı genel yazıya http://cdn01.tnb.org.tr/uygulama/tares/genelyazi195.pdf linkinden ulaşılabilir. (Erişim Tarihi: 08.01.2022)
tutulmaktadır. Her iki kanun döneminde de rehnin sicile tescil edilmesi kurucu unsur olarak kabul edilmektedir5. Tescilin kurucu unsur olarak kabul edilmesiyle, rehinden haberi olmayan üçüncü kişilerin korunduğu söylenebilir. Ancak burada dikkat çeken nokta kanun koyucu tarafından tescilin yanı sıra rehin işleminin ilanının gerekli görülmemesidir. Ticaret hukukumuzda genel kural tescil ve ilanın bir arada olması ve ticaret siciline tescil edilen bir olgunun aynı zamanda ticaret sicil gazetesinde ilan edilerek üçüncü kişilere duyurulması, bu sayede işlem güvenliğinin sağlanmasıdır (TTK md. 35/3)6. Buna karşın gerek TİRK döneminde gerekse TİTRK döneminde tescilin yanı sıra ilan zorunluluğu öngörülmemiştir. İlansız tescil, işlem güvenliğini sağlamada yetersiz olduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir7. Zira işlem güvenliği gereğince, tescil edilen bir olgunun üçüncü kişilere duyurulması, diğer bir ifade ile ilan edilmesi gerekir.
- Rehin Karşısında Üçüncü Kişilerin Durumu
TİRK ve TİTRK kapsamında düzenlenen rehin türünün teslim bir taşınır rehni olması ve rehinli malın borçlunun (malikin) zilyetliğinde kalması sebebiyle uygulamada borçlunun bu malları üçüncü kişilere devretmesi ya da üzerinde üçüncü kişiler lehine hak tesis etmesi söz konusu olabilecektir. Bu durumda üçüncü kişilerin iyiniyetlerinin korunup korunmayacağı sorunu ortaya çıkmaktadır.
4.1. TİRK Uygulaması
Mülga TİRK döneminde, iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması açısından, hem konu itibariyle hem de bölgesel bir sınırlama öngörülmekteydi. TİRK md. 9/2’de, rehinden haberdar olmaksızın ticari işletmenin sicil bölgesi dışında yer alan münferit unsurları üzerinde mülkiyet ya da ayni bir hak iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişilerin bu iktisaplarının korunacağı hükme bağlanmaktaydı. Burada konu itibariyle; işletmenin tamamının devredilmesi ile münferit unsurlarının devredilmesi birbirinden ayrı tutulmuş, üçüncü kişilerin iyiniyeti sadece işletmenin bütününü kapsamayan münferit unsurlar üzerindeki iktisaplar için geçerli kabul edilmiştir. Bu düzenlemenin gerekçesi, bir ticari işletmeyi bütün olarak devralmak isteyen üçüncü kişinin
5 TİRK md. 5/I ve TİTRK md. 4/I
6 Kürşat Göktürk, Ticaret Kanunu Değişikliğinin Ticari İşletme Rehninde İyiniyetli Üçüncü Şahısları Koruyan Düzenlemeye Etkisi, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Aralık 2013, Cilt 8, S. 2 7 Burcu Karakuş Erbaş, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni ve Rehin Alacaklısının Korunması, Birinci Bası, Seçkin Yayıncılık, 2018, s. 161
sicili inceleme yükümlülüğü olması olarak açıklanmaktadır8. Bölgesel açıdan ise iktisaba konu unsurların ticari işletme ile aynı sicil bölgesi içinde olup olmaması açısından bir ayrım söz konusudur. Buna göre üçüncü kişinin iyiniyetinin korunabilmesi için üzerinde hak iktisap edilecek olan unsurların ticari işletmenin sicil bölgesi dışında olması gerekmektedir.
Söz konusu düzenleme pek çok açıdan doktrinde eleştirilmiştir. Öncelikle bir ticari işletmenin bütününü kapsamayacak şekilde sadece münferit unsurları üzerinde hak iktisap edecek kişilere sicili inceleme yükümlülüğü getirilmesi makul bir düzenleme olarak görülmemiştir9. Ayrıca sicil kayıtlarında yer almayan taşınır unsurları (örn: bilgisayar) iyiniyetle iktisap eden üçüncü kişilerin bu iktisaplarını sırf ticari işletme ile aynı sicil bölgesinde yer aldıkları için korumamak da dengeli bir uygulama olarak kabul edilmemektedir10. Bunun yanı sıra, madde metninde yer alan “rehinden haberdar olmaksızın” ifadesi gereksiz bir ekleme olarak yorumlanmaktadır. Zira madde içerisinde zaten iyiniyetli üçüncü kişiden bahsedildiği için ayrıca “haberdar olmaksızın” ifadesine gerek bulunmamaktadır11. Kaldı ki “haberdar olmaksızın” ifadesi, sadece “bilmeyen” şartını içermekte ve “bilmesi gerekmeyen” şartını karşılamamaktadır12. Son olarak TİRK’te iyiniyetin korunması için öngörülen “sicil bölgesi dışında yer alma” kriteri, Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticaret sicilinin tüm ülkede etkili olma özelliğine de aykırı bulunmaktadır13.
4.2. TİTRK İlk Dönem Uygulaması
Rehinli varlık üzerinde iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisapları açısından TİTRK’in yürürlüğe giren ilk halinde, TİRK md.9/2’ye tekabül edecek herhangi bir düzenleme bulunmamakta, sadece TİTRK md. 9/1 kapsamında taşınır rehninin sicile tescil edilmesi ile beraber üçüncü kişiler açısından hüküm ifade etmeye başlayacağı düzenlenmekteydi. Bu sebeple TİTRK’in ilk döneminde uygulamada iyiniyetli üçüncü kişilerin durumu açısından tam bir belirsizlik hali olduğunu söylemek yersiz olmayacaktır. Bu dönemde doktrinde iyiniyetli üçüncü kişinin korunması ilkesinin TİTRK ile birlikte ortadan kaldırıldığı ve taşınır rehni
8 Vural Seven, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’na Göre Taşınır (Varlık) Rehni, İkinci Bası, 2019, Filiz Kitabevi, s. 28
9 Reha Poroy / Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, Ondördüncü Bası, 2012, Vedat Kitapçılık, s. 67 10 Hüseyin Ülgen/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya/N.Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, Beşinci Bası, 2015, Vedat Kitapçılık, s. 250
11 Seven, a.g.e., s. 35
12 Kendigelen, a.g.e., s. 249
13 Belin Köroğlu Ölmez, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Ticari İşletme Rehni, TBB Dergisi, 2017, s. 272
siciline tescil edilen bir rehnin tüm üçüncü kişiler açısından hüküm doğurduğu yönünde görüşler14 olduğu gibi, kanunda bu hususun düzenlenmemiş olmasını bir boşluk olarak görüp en azından rehin hakkında bilgi sahibi olması pratik olarak mümkün olmayan tüketicilerin iktisapları açısından rehnin hüküm doğurmaması gerektiğini savunan yazarlar15 da olmuştur. Bununla beraber, taşınır rehni sicilinin aleni olmasının tek başına üçüncü kişilere sicili inceleme yükümlülüğü getirmeyeceğinden hareketle üçüncü kişilerin iyiniyetli iktisaplarının korunacağının savunulduğunu da görülmektedir16.
4.3. 7099 Sayılı Kanun Dönemi
TİTRK’te iyiniyetli üçüncü kişiler açısından özel bir düzenlemenin yer almamasının kanun koyucunun bilinçli bir tercihi mi yoksa ihmali mi olduğu yönündeki tartışmaların 10.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7099 sayılı Kanun ile birlikte sona erdiğini söyleyebiliriz. Anılan düzenleme ile birlikte TİTRK’in 7. maddesi tamamen değiştirilmiş ve 7/3 maddesi uyarınca taşınırın rehinli olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen iyiniyetli üçüncü kişinin iyiniyetinin korunacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir ifade ile getirilen düzenleme ile birlikte sicilin iyiniyeti ortadan kaldıran etkisi söz konusu olmamakta ve sicilin aleni olması işlevsiz hale gelmektedir1718.
Peki TİTRK md. 7/3 ile getirilen düzenleme kapsamında taşınırın rehinli olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişiler nasıl belirlenecektir? Kanun koyucu buradaki eksikliği de 22.05.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile gidermeye çalışmıştır. Anılan değişiklik ile birlikte Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği’nin 17/2. maddesine “Kanuna göre Sicili incelemekle yükümlü olmaması veya Kanunun 3 üncü maddesinde sayılan rehin
14 Köroğlu Ölmez, a.g.m., s. 272
15 Damla Gürpınar, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehninin Teslime Bağlı Taşınır Rehni Kurallarından Ayrılan Yönleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 1, 2017, s. 133-134. 16 Seven, a.g.e., s.33
17 Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Yirmibeşinci Bası, 2019, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, s. 57; Lale Sirmen, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehninin Düzenleniş Biçimi, Niteliği ve Rehne Hakim Olan İlkeler, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Sempozyumu, 2018, s. 29; Kemal Şenocak/Zafer Kahraman/idil Tuncer Kazancı/Bahar Özal Apaydın, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, Birinci Bası, 2019, Yetkin Yayıncılık, s. 133; M. Enes Yıldız, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Ticari İşletme Rehni, Yüksek Lisans Tezi, Erzincan 2019, s. 112-113.
18 TİTRK kapsamında taşınır rehni sicilinin aleni olmasına rağmen, sicildeki kaydı bilmeyen üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunmasını, diğer bir ifade ile sicilin işlevsizleştirilmesini eleştiren görüşler de bulunmaktadır. (Uyumaz/Türk, a.g.m., s.1441-1442)
sözleşmesi taraf ehliyetine sahip olamaması sebepleriyle bir taşınırın rehinli olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen iyi niyetli üçüncü kişinin iyi niyeti korunur.” cümlesi eklenmiştir. Ancak bu düzenlemenin de konuyu açıklığa kavuşturma açısından yeterli olduğunu söylemek güçtür. Öncelikle “kanuna göre sicili incelemekle yükümlü olmayan kişiler” için TİTRK uyarınca yapılmış herhangi bir tanımlama mevcut değildir19. Bununla beraber maddenin devamında yer alan “rehin sözleşmesi taraf ehliyetine sahip olamama” kriteri ile birlikte esasen tüketicilerin hedeflendiği düşünülmektedir. Ancak TİTRK ile birlikte rehin sözleşmesine taraf olabilen kişilerin kapsamı oldukça genişletildiği için bu düzenlemenin de amaca hizmet etmemesi gibi bir sonuç doğacağı açıktır. Zira TİTRK md.3 uyarınca esnaf, çiftçi, serbest meslek erbabı gibi kişiler de rehin sözleşmesine taraf olabilmektedirler. Hal böyleyken, örneğin bir öğrencinin satın aldığı bilgisayarın rehinli olup olmadığını araştırma yükümlülüğü olmadığı ancak bir mali müşavirin bu doğrultuda söz konusu incelemeyi yapmakla yükümlü olduğu şeklinde bir yorum ortaya çıkacaktır ki kanaatimizce düzenleme ile elde edilmek istenen sonuç bu olmamalıdır.
TİTRK uyarınca rehinli taşınır varlık üzerinde hak iktisap eden üçüncü kişinin iyiniyetinin belirlenmesi ile ilgili doktrinde de çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bunlardan en belirgini TTK md.18/2 uyarınca tacirin basiretli bir iş insanı olarak davranma yükümlülüğünden ötürü kural olarak tacirlerin rehin sicilini incelemeleri gerektiği şeklindedir20. Bunun yanı sıra, rehinli varlığın türü açısından bir değerlendirme yapıldığı da görülmektedir. Bu görüşe göre işletmenin duran varlıkları arasında yer alan ve olmazsa olmaz unsuru olarak kabul edilen bir malın devralınması sırasında tacirin basiretli bir iş insanı olarak sicili inceleme yükümlülüğü bulunmakla beraber, işletmenin döner malvarlığı içerisinde yer alan stoklarının devri sırasında böyle bir inceleme yükümlülüğünden bahsedilemeyecektir21.
19 Büşra Üstüntaş, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019, s.159 20 Gökhan Antalya/Faruk Acar, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni (6750 Sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu çerçevesinde İlk Tespitler), Üçüncü Bası, 2020, Aristo Yayınevi, s.77 21 Seven, a.g.e, s. 37; Antalya/Acar da bu konuda rehinli varlığın ayırt edici özelliğine göre bir ayrım yapmaktadır. Yazarlara göre, ayırt edici özelliği bulunmayan varlıkların rehin sözleşmesi kapsamında dahi belirgin şekilde ifade edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple ayırt edici özelliği olmayan varlıklar üzerinde hak iktisap eden üçüncü kişilerin iyiniyetli olmadığını ispat için sicilin aleniliğini yeterli görmemektedir. Bu durumda üçüncü kişilerin iyiniyetli olmadıklarını ispat için sicil dışı olgulara bakılması gerekmektedir. (Antalya/Acar, a.g.e, s. 77)
4.4. Görüşümüz
Doktrinde yer alan görüşler kendi içerisinde tutarlı ve kabul edilebilir olsa da kanaatimizce gerek TİTRK md.7/3 gerekse Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği md. 17/2’de yer alan düzenlemelerin kaleme alınış şekli doktrinle izaha kavuşturulamayacak kadar tutarsız ve yetersizdir. Öncelikle taşınır rehni sicilinin aleni olması, taşınır rehninin kurulması için sicile tescilin kurucu unsur olarak kabul edilmesine rağmen, sicildeki kaydı bilmeyen üçüncü kişilerin iyiniyetli kabul edilmesi pratikte sicilin üçüncü kişiler açısından etkisini önemli ölçüde yitirmesine sebep olmaktadır. Teslimsiz taşınır rehninde sicilin asıl işlevinin alacaklıyı korumak olması düşünüldüğünde, anılan düzenlemeler ışığında rehin alacaklısının büyük ölçüde korumasız bırakıldığı sonucuna varılmaktadır.
Bununla beraber Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği’nde “sicili inceleme yükümlülüğü olmayan” kişilere atıf yapılması ancak bu terimin altının doldurulmamış olması da ayrı bir çelişki yaratmaktadır. Son olarak, TİRK’e nazaran TİTRK uyarınca rehin sözleşmesine taraf olabilen kişilerin kapsamı genişletilmesine rağmen yönetmelikte iyiniyetli üçüncü kişilerin belirlenmesi açısından “rehin sözleşmesine taraf ehliyeti olmayanlar” şeklinde bir düzenleme yapılmış olması da sorunu daha karmaşıklaştırmaktan öteye gitmemektedir.
Kanun koyucunun 7099 Sayılı Kanun ile birlikte getirdiği düzenlemelerin asıl amacının, TİTRK uyarınca rehne konu edilebilen varlıkların çok çeşitli olması karşısında gerçekten makul olarak somut olayda rehni incelemesinin kendisinden beklenmeyecek üçüncü kişileri korumak olduğu söylenebilir. Zira özellikle stok veya hammadde rehninin söz konusu olduğu hallerde hem üçüncü kişinin tüketici olma ihtimali sebebiyle kendisine sicili inceleme yükümlülüğü getirmenin makul olmayacağı, hem de rehne konu olmasına rağmen ayırt edici özelliği olmayan varlıklar açısından sicilin incelenmiş olmasının da pratik bir sonucu olmayacağı açıktır.
Bu noktada kanun koyucunun, getirdiği düzenleme ile genel bir hüküm ihdas etmek yerine, işlemin tarafları ve işlemin konusu açısından bir sınıflandırma yaparak daha detaylı bir hüküm öngörmesi gerekirdi. Zira mevcut düzenleme ile üçüncü kişinin hak iktisap ettiği varlığın türü açısından hiçbir ayrım yapılmadığı gibi, rehin sözleşmesine taraf olma ehliyeti olan çiftçi ve esnaf gibi grupların anılan düzenleme ile koruma kapsamı dışında tutulması isabetli değildir.
Özetleyecek olursak TİRK md.7/3 ve Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği md. 17/2’de yer alan düzenlemeler mevcut hali ile ne alacaklı açısından tam ve dengeli bir koruma sağlamakta ne de sicildeki kaydı bilmesi makul olarak kendisinden beklenmeyecek kişi grupları açısından beklenen işlem güvenliğini sağlamaktadır.
- Sonuç
Görüleceği üzere, taşınır rehni ve ticari işletme rehninde iyiniyetle hak iktisap eden üçüncü kişilerin durumuna ilişkin mülga TİRK’te öngörülen bölgesel (ticari işletmenin sicil bölgesi) ve konu açısından (işletmenin münferit unsurları) sınırlamaların aksine TİTRK’in yayınlanan ilk halinde üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunması hakkında hiçbir düzenlemeye yer verilmemiştir. Akabinde 7099 Sayılı Kanun ile birlikte bu eksikliği gidermek için rehni bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen üçüncü kişilere yönelik genel bir düzenleme getirilmiştir.
Ancak TİTRK uyarınca rehne konu edilebilen varlıkların ve rehin sözleşmesi taraflarının çok geniş kapsamlı olması karşısında söz konusu düzenlemedeki bütüncül yaklaşımın meseleyi açıklamaktan uzak olduğu ortadadır. Bununla beraber Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği md. 17/2 ile getirilen kıstaslar ise konuyu netleştirmek yerine daha fazla soruna sebebiyet vermektedir.
Gelinen noktada, uygulamadaki karışıklığın giderilmesi için, taşınır rehni ile teslimsiz şekilde rehne konu edilen bir varlık üzerinde hak iktisap eden üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunup korunmaması açısından rehne konu varlığın cinsi ve üçüncü kişinin niteliği açısından daha detaylı bir düzenleme yapılmasının uygun olacağı sonucuna varılmaktadır.
KAYNAKÇA
ANTALYA, Gökhan / ACAR, Faruk , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni (6750 Sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu
çerçevesinde İlk Tespitler), Üçüncü Bası, 2020,
Aristo Yayınevi
ARKAN, Sabih , Ticari İşletme Hukuku, Yirmibeşinci Bası, 2019, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
BOZER, Ali / GÖLE, Celal , Ticari işletme Hukuku, Dördüncü Bası, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 2017
GÜRPINAR, Damla , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehninin Teslime Bağlı Taşınır Rehni Kurallarından Ayrılan Yönleri,
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 1, 2017
GÖKTÜRK, Kürşat , Ticaret Kanunu Değişikliğinin Ticari İşletme Rehninde İyiniyetli Üçüncü Şahısları Koruyan
Düzenlemeye Etkisi, Erciyes Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dergisi, Aralık 2013, Cilt 8, S. 2
KARAKUŞ-ERBAŞ, Burcu , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni ve Rehin Alacaklısının Korunması, Birinci Bası, Seçkin
Yayıncılık, 2018
KÖROĞLU-ÖLMEZ, Belin , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Ticari İşletme Rehni, TBB Dergisi, 2017
POROY, Reha / YASAMAN, Hamdi , Ticari İşletme Hukuku, Ondördüncü Bası, 2012, Vedat Kitapçılık
SİRMEN, Lale , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehninin Düzenleniş Biçimi, Niteliği ve Rehne Hakim Olan İlkeler,
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Sempozyumu,
2018
ŞENOCAK, Kemal/ , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, Birinci Bası, KAHRAMAN, Zafer/ 2019, Yetkin Yayıncılık
TUNCER-KAZANCI İdil/
ÖZAL APAYDIN Bahar
UYUMAZ, Alper/ , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Üzerine TÜRK, Mehmet Cemil Düşünceler, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Aralık
2019, Cilt 25, Sayı 2
ÜSTÜNTAŞ, Büşra , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019
ÜLGEN, Hüseyin/ , Ticari İşletme Hukuku, Beşinci Bası, 2015, HELVACI, Mehmet/ Vedat Kitapçılık
KENDİGELEN, Abuzer/
KAYA, Arslan/
NOMER-ERTAN, N.Füsun
SEVEN, Vural , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’na Göre Taşınır (Varlık) Rehni, İkinci Bası, 2019, Filiz
Kitabevi
YILDIZ, M. Enes , Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Ticari İşletme Rehni, Yüksek Lisans Tezi,
Erzincan 2019